Turgut Özal’ın Anıları / Mehmet Barlas / 1994
Döviz Stoku ve Kur Rejimi:
(12 Eylül rejiminde) Yurt dışına çıkışlar üç yılda bir defaydı. Ben "Bunu tamamen serbest bırakalım" dedim. "Yok, dövizimiz biter" dediler. Pazarlık pazarlık, iki senede bire indi... Ama serbest olmadıktan sonra, iki veya üç yılın ne farkı var ki? Ama düşünce tarzları böyle... Nitekim biz 1984'te iktidar olunca, döviz durumuna bakmadan yurt dışına çıkışı serbest bıraktık... Hiçbir şey de olmadı. sf27
Döviz kurlarının ayarlanmasını, biz '24 Ocak'tan sonra her ay yapıyorduk... Tabii her ay bir manşet oluyordu basında... 'Yine devalüasyon' diye manşetler... Askerler bu manşetler karşısında, rahatsız oldu. Halbuki kur ayarlamadan, ihracat falan yapamayız... Hatta Türk lirasını, her zaman 'undervalue' edip, değerinin altında tutmak lazım. Mayıs'ta, düşüne düşüne bir formül çıkarttım. Günlük kur ayarlaması sistemini kurduk... Böylece, kurlar arasındaki ayarlamayı da, günü gününe yapmak imkanı doğdu... Aylık devalüasyonda, kurlar arasi ayarlamayı izleyemediğin için, bir sürü adam havadan para kazanıyor.
BARLAS- Bütün bu gelişmelerde Türk işadamlarının sizin transformasyon hareketinize karşı tutumları ne oldu?
ÖZAL- Benim gördüğüm, o devre, işadamları üst düzeyde, bu yaptıklarımızın doğru olduğuna inanmışlardı Ama genel olarak... Ama mesela şöyle çok serbestliğe inanmayanlar vardır. Yani liberal ithalatın, indirilmiş gümrüklerin karşısında olanlar vardır... Epeyi vardı o zaman da... Mesela Vehbi Bey (Koç) "Yahu bu kadar dövizimiz var mı? Siz bunu açıyorsunuz... Bu dövizimiz biter" lafını, son seneye kadar söylüyordu... Şimdi belki söylemiyor artık... sf28
BARLAS- Sizce, Türkiye enflasyonu birgün indirebilecek mi gerçekten?
ÖZAL- Açık ve seçik söyleyeyim... Enflasyonu indirmek mümkün tabii.. Ama modern ekonomilerde, enflasyonla mücadele sadece hükümetin vazifesi değil. Bütün toplumun topyekun vazifesi. Herkes, 'toplu sözleşmeler şöyle olsun', 'taban fiyatları şöyle olsun' diye bar bar bağıracak... Özel sektör istediği zammı yapacak... Sonra da, "Bu enflasyondan hükümet sorumludur" diyecekler. Yani herkes seyirci olacak ve hep hükümetler suçlanacak... Bu olmaz... sf73
Dış Politika:
Türk dış politikasında, iki çizgi var... Biri Atatürk'ün, biri İsmet Paşa'nın çizgisi... Atatürk, şartlar elverince, Hatay'ı alıyor, Boğazlar rejimini Montrö'de değiştiriyor... İtalya'ya ve Almanya'ya karşı, İngiltere'nin, Fransa'nın yanına geçiyor...
Fakat İnönü'nün çizgisi fevkalade tutucu... Sadece statükoyu devam ettiriyor. Alınabilecek şeyleri de almaya çekiniyor. Şimdi herkes Atatürkçülükten bahseder, Atatürk'ü göklere çıkartır... Ama bürokrasi, bütün çizgisi ile İnönü çizgisindedir... Atatürk çizgisinde asla değildir... İsmet İnönü, bir nevi son Osmanlı Paşası'dır... Atatürk ise, statükoyu değiştirmeye çalışan bir reformcudur hep...
Askeri, sivili, hariciyesi, dahiliyesi ile, Türk bürokrasisi, Atatürk'ün değil, İsmet İnönü'nün çizgisindedir... sf121Ama bu anahtar bölge olmanın verdiği nimetlerin yanında, külfetler de var. Bir de, şu Doğu ile Batı arasında köprü olmak meselesini unutmayalım... Köprü, iki yer arasında bulunur... Demek ki köprü olmak için, iki tarafla da münasebetleriniz iyi olmalı.Yani Türkiye hem Doğu, hem de Batı için vazgeçilmez ülke olmalı. Bu da ancak, hareketli, aktif, dürüst dış politika uygulamakla mümkündür. İstikametini her an değiştirmeyen, hedefleri iyi tespit edilmiş, her an zigzag yapmayan bir politika... Öfkelere, komplekslere, saplantılara dayalı, zigzaglar içindeki bir politika olmamalı bu...
sf129
Parlamenter Demokrasi:
Avrupa'daki çok milliyetli parlamenter demokrasiler hep krallıklar... Orada ülkenin bütünlüğünü kral temsil ediyor... İşte İngiltere böyle, Belçika böyle... Veya, İsviçre'de konfederasyon var... Basklıların da olduğu İspanya'da krallık var... Fransa'daki yarı başkanlığın başkanını, parlamento değil, halk seçiyor... Eğer siz çok renkli bir toplumun siyasi seçimini parlamenter sisteme bağlarsanız, etnik farklılıklar da, din ve mezhep ayrılıkları da, hemşehrilikler ve bölgecilikler de parlamentoya giriyor. Seçimlerin kazanılmasında, hizmet yarışının dışındaki faktörler ağırlık kazanıyor... sf144
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder