23 Nisan 2012 Pazartesi

Insanligin Engin Gelecegi (Bir Demokrasi Tarifi)

Arthur Powell Davies

İnsanlığın Engin Geleceği (Bir Demokrasi Tarifi)
Man's vast future: a definition of democracy

Bugünkü mücadelemizde karşımıza çıkan engellerden birinin şu olduğunu söylüyorlar: komünistler neye inan­dıklarını biliyorlar, halbuki biz bilmiyoruz. Bu iddia, gö­ründüğü kadar doğru değildir. Esas itibariyle komünizm, bir iman değil, bir inkârdır. O, netice itibariyle hayatın manasız olduğunu kabul eder. Ona göre tarihte cereyan eden şeylerden hiçbirinin nihaî bir kıymeti yoktur. Her-şey, kâh şu kâh bu istikamette hareket eden bir kuvvet­ler oyunundan ibarettir. Ferdin, ancak, kollektifleştiril-miş bir bütün içinde bir birim (unité) olması itibariyle bir değeri vardır. Ferd, bunun dışında kendiliğinden hiç­bir değere sahip değildir.

O halde matlup olan, herbiri daha fazla muvaffak ol­ma yollarını ariyan, serbestçe teşebbüslere atılan müte­addit ferdî hayatların yaratıcı mahiyetteki tesirleşmesi değil; belki, ferdlerin sosyal kalıplara intibak ettirilme­leridir. Bu maksadın temini için; ferdlerin birbirlerine benzer şekilde düşünmeğe sevkedilmeleri kendilerinden evvelkiler gibi davranmaları, ve kısır, durgun, tamamen dondurulmuş bir toplulukta kendileri için seçilmiş olan yerleri işgal etmeleri lâzimdır.

Buna mukabil, demokrasiye inanan birisi, hiç değil­se, ferdi hayatın değerini kabul eder. Şüphe ve tereddüt­leri ne olursa olsun, kendisine yapılabilecek en iyi şeyin, bir karınca yuvası içinde hayata hazırlanmasından başka bir şey olmadığı fikrini reddeder. Tarihin nereye doğru gittiğinden emin olmıyabilir* fakat tarihin alacağı istika­meti tayinde müessir olmak ister. Hayatın yaratıcı olduğuna inanır, ve işte bu sebebden dolayı hür olmak ister: çünki yaratıcılıkta hürriyetn esas olduğunu görür. sf11

Hakikat, gerçek hakikat, hatayı müzakere ve münakaşa vasıtasıyla mağlup edecektir. Zira, demokratik inanç, ak­la dayanan bir inançtır. Halbuki komünizm zekânın bir doktrinle bağlanması gerektiğini söyler. Gerçi bunda da akıl istimal edilebilir, fakat sonunda behemahal önceden seçilmiş neticelere vasıl olunmalıdır. Bunlardan hiçbir nevi sapma olmamalıdır. İlim adamları ancak kendilerin­den beklenen şeyleri keşfetmelidir. Filozoflar sadece bek­lenen şeyleri söylemelidir. Hattâ müzisiyenler ve sanat­kârlar bile gelişigüzel bir şekilde, heveslerine tâbi olarak eser vermemelidir: ilham, «doğruyol» levhasını taşıyan kanalları takibe mecbur edilmelidir. Bu itibarla komü­nizm, ne kadar çok aklî ve ilmî olduğunu iddia ederse eti­sin, o, fiiliyatta, ilmin ve aklîliğin antitezini teşkil etmek­tedir. O akla inanmaz Demokrasi ise zekâyı hür bırakır. Komünizm zekâdana korkar ve onu zincire vurur, işte ilk tezad noktası budur. 
İkincisi ise, iyi ile fena arasındaki mücadelede mün­demiçtir. Demokrasi akidesi bu mücadelenin açık bir ça­tışma halinde cereyanını ister, İyilik demokratik bir cemiyette fenalıkla mücadeleye mecburdur. Onunla açıktan açığa çarpışacaktır. Bunların birbirinden tefriki, aradaki mücadelenin seyrini takip ile mümkün olacaktır. Halbuki komünizm, kararlarını gizlice ittihaz eder. Bu hususta o' müstebidin kararını zorla kabul ettirir. Karar­dan şüphe eden kimse kötü kişi olur. Böylece komünist vatandaş, yalnız serbestçe düşünmek hakkını kaybetmekle kalmaz, ahlâkından da mah­rum kalır. Eğer vicdanı kendi kanaatmda ısrar ederse, o, itaatsizlikle ittiham edilir ve hapishaneye veya esir kampına yollanir ki orada ya kendisi ya vicdanı râmoluncaya kadar kalır. Eğer kendisi râmolursa, vicdanının iyi de­miş olduğu şeyin iyi olmadığı ve kendisinin Devlete karşı günah işlediği ona «itiraf» ettirilir. Artık istikbalde onun vicdanı «Devlet» olmalıdır. Böylece o, evvelce dediğim gibi. kendi kendime karar veramiyen bir varlık hali­ne gelir: lâ-ahlâkî bir varlık. İncil bize derki: «bedeni Öldüren fakat ruhu öldürmeye muktedir olamıyanlardan korkmayın!» Komünizm, görünüşe göre, ruhu öldürebilmektedir. 
Diğer taraftan demokrasi inancı, insanların ruhlarını inkişaf ettirmelerini ister. Her insanın, neyin doğru ne­yin yanlış olduğunu aklın ışığı altında teemmül ederek, kendi vicdanına danışmasını ister. Her insanın doğru san­dığı kararlara varmasını ister. Ve herkesin, hür bir cemiyetin hür bir âzası olarak, iyi ile fena arasındaki mü­cadeleye katılmasını ister.
p18

(Komünistlerde) fakirlere karşı hiçbir sevgi yoktur, yalnız zenginlere karşı nefret vardır. Vakıa şudur ki komünizm, elinden geldiği kadar, her nevi sabırsızlığı, gayrı-memnunluğu, mahrumiyeti ve ki­ni, kendi maksadı uğruna seferber etmektedir. İşte ko­münizm budur: dünyayı yıkmak için, ne kadar çaresi bu­lunmamış kötülükler varsa hepsini «kin»in emrinde ha­zır tutmak. 
Kendisi hiçbir vicdana sahip olmadığı için, garbın vicdanına hücum etmeyi çok daha kolay bulur.
sf19

Kremlin'in, Birleşik Amerika Devlet­leri hakkında ne niyet beslediğini kendi kendimize sora­lım: Her ne olursa olsun, Amerika Birleşik Devletlerinin komünist olmasına imkân yoktur. Eğer buna imkân ol­saydı Kremlin fena halde telâşlanacaktı. Komünist bir Amerika o kadar kuvvetli bir rakip olacaktı ki siyasî üs­tünlüğü Rusyanm elinden alabilecekti. Fakat dediğim gi­bi buna hiçbir şekilde imkân yoktur, ve Kremlin bunu bilir. Bizim, topraksız, açlık ve sefalet içinde yaşayan, is­yana müheyya, köylü kitlelerimiz yok. Bizim huzursuz ve âsî proleteryamız yok. Kısacası, noksanlarımız ne olursa ölsün, bunlar, komünizmin bir ihtilâl yaratmak için istis­mar edebileceği cinsten şeyler değildir. Bu kusurlarımız, ancak, Kremlin'in kendine casuslar, sabotajcılar, propagandacılar ve fesadcılar tedarik etmesini mümkün kılacak derecede bir istismara müsaittir. Bu hal, bizi cidden pek dikkate değer bir duruma sokar; biz, Sovyet sistemi­ne iştirak edemeyiz, onun dışında kalınca da kendi mevcudiyetimizle onu tehdid etmiş oluruz. Bu sebeble Birle­şik Devletler müstahsil ve kudretli olmakta devam ettik­çe Kremlin'in telâşı ve endişesi devam edecek ve elde et­tiği zaferlere güvnemiycektir. Sovyet İmparatorluğunun bir kısmı isyan etse, Birleşik Devletler bu kısma yardım edecektir. Tıpkı Yugoslavya meselesinde yapmağı düşün­düğümüz gibi. Biz, tam kati neticeli bir silâh icad edebilir ve bununla Kremlin'i gafil avlıyabiliriz. Herhalde biz, Sovyetlerin köleliğe icbar ettiği kitleler için bir ümit ola­rak kalmaktayız. O halde, Sovyet sisteminin içine giremediğimize ve onun dışında kalmakla da tahamülü imkânsız bir tehlike teşkil ettiğimize göre, Kremlin'in Birleşik Amerika Dev­letleri hakkında ancak tek bir niyeti olabilir: onu tamamiyle yok etmek. sf40

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder