26 Eylül 2010 Pazar

Bulgaristan’da Devrim Kendi Cocuklarini Yedi

Embiya Çavuş’un “Bulgaristan’da Türk Olmak” adlı kitabından yaptığımız alıntılara devam ediyoruz:

Emniyet komiseri: - …Hristo Kovaçev arkadaşımızla 3 sene boyunca Koca Balkan’da partizanlık yaptık. Daha başka arkadaşlarımızda vardı ama eski kadroların hepsi atılıyor ve o görev yerlerine birtakım sakallı genç Marksist kadroları yerleştiriyorlar. Her an ben de bu görevden değiştirilebileceğim zamanı bekliyorum. Ben de Madaralı’yım. 1945 yılında tayinim merkezden buraya çıktı. Ama yarınımızın ne olacağı belli değil bu gidişle!…

…Yıllar boyu dağlarda partizanlık gerillalık yapmış olan eski komünistlerini dışlayıp yerlerine yeni gelen Moskova Marksistlerini yerleştiriyorlardı. Halbuki Branikler, 1945 yıllarından önce dağlarda partizanlık yapanları yakaladıklarında, başlarını kesip sopalara geçirerek sokaklarda Bulgar milli marşını söyleyerek gezdiriyorlardı. Makûs talihe bakın ki, Bulgaristan’da kafalarının kazıklara geçirilmekten şans eseri kurtulmuş olan o komünistler, yeni gelenlere yer açılsın diye çalıştıkları yerlerden atılıyorlardı.

(sf 60)

25 Eylül 2010 Cumartesi

Bulgaristan’da Komunizmin Ilk Yillari ve Turkler

Embiya Çavuş’un “Bulgaristan’da Türk Olmak” adlı kitabından;

1945 yılında okullar açıldı. Ama bu yıl, insanoğlunun hayal edemeyeceği hurafeyi bir sistem dünyası kurmak isteyen, insanoğluna hiç değer vermeden hayalperest bir diktatörlük kurmak için, komünistler önlerine gelen her varlığı çıkarları doğrultusunda yok ettiler. Komünizm sosyal adaletler vaat eden bir rezalet. İnsanlığın varlık gücü olan mal, mülk, hayvan ve arazileri ellerinden alındı. Türk kadınlarının giydikleri kıyafetler yırtılıp atıldı. Milli kimlik ve dini inançlar yasaklandı. Silah gücü ile kurulmakta olan komünizm; bir evciğinden başka hiç bir malı olmayan köylüyü, çapayı küreği sırtına alıp tarlaya gönderilen, diğerleri de fabrikalarda birer parça ekmek için çalıştırılan köleye çevirmişti. Gün boyunca zorunlu olarak meydanlara çıkarılan kadın, erkek, genç ihtiyara yaptırılan miting ve yürüyüşlerde “Yaşasın Lenin, Yaşasın Stalin, Yaşasın Bulgaristan Komünist Partisi ve Atamız Georgi Dimitrov” sloganları attırılıyordu. Karşı gelenler bilinmedik yerlerde yok olup gidiyorlardı. Hukukun ve Tanrının olmadığı tek tip diktatoryada kime gidip arz edebileceksin halini?…

Technorati Etiketleri: ,