8 Aralık 2009 Salı

Maksimal Komplolar

Ortada 1906-1926 var; bu iç savaşı, minimalistler ile maksimalistler arasında bir savaş olarak da yazabiliriz. Başında değilse de sonunda budur. Bu savaşta maksimalistler hep kırıldılar; kalanlar minimalisttirler. Cumhuriyet, 1926 yılında kuruldu. Minimalistlerin galibiyeti ile yaşıttır. Kuranlar da, ekseriyet, minimalisttirler. İç savaşlar, yeni düzen doğuruyorlar. Doğum sancılıdır, mutlak göbek kesimi gerektiriyor; az veya çok, ama, mutlaka kan var.
Sadece maksimalistler mi; tüm tanıklar, hiçbir tanıklık bırakmadan yok oldular. 1926 yılına geldiğimizde Zübeyde Ana, mümtaz evladı hakkında, bir tek sözcük bile bırakmadan bu dünyadan ayrılmıştı. Üvey Babası Ragıp Efendi'nin akrabası, belki sevgilisi ve belki metresi, Abdürrahim'den Namık Volkan'ın başak ettiği bilgi kırıntılarına göre, bir ara Çankaya Köşkü'nün hanımı Fikriye, bir gün Çankaya yokuşunda ölü bulundu, intihar etmiş olması mümkündür, ama, öldürüldüğüne inananları da biliyoruz.
Demek ki, iç Savaş'lar, bitmemiş yaşamlarla doludur. Biz sadece Çankaya'dan bir Fikriye geçtiğini biliyoruz. Aslında bilmiyoruz, sadece duyuyoruz.
Modern ve pek feminist, Uşakizade Latife, 1926 yılına gelindiğinde, çoktan Mustafa Kemal
tarafından boşanmış ve diri diri mezara konmuştu. Bu İsviçre'de okumuş cesur kadının, dişe dokunur bir tek not bile bırakmaması, ne derin korku içinde yaşadığına ve daha doğrusu yaşatıldığına da işarettir.
Sanki, Çankaya'da yaşamamıştır, yaşamların silindiği bir dünyada idiler.
Yalçın KÜÇÜK / Gizli Tarih sf 68

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder