Aralarından Mustafa Kemal Paşa'yı çıkarıyoruz. Rauf, Kazım, Ali Fuad ve Refet'e gelince, maksimalist olduklarını söyleyemiyoruz; ve Kemal Paşa ile aralarında ciddi bir doktrin farkı da göremiyoruz. Daha tutucu, daha dindar, sultan yanlısı veya halife meraklısı olduklarını da iddia etmek isabetten uzaktır; hepsi aynı tavdadırlar. Tabii, içlerinde, saltanatı veya hilafeti korumak yanlısı görünenler olmuştur, ancak, bu sadece görüntüdedir. Sadece muhalefet programı olarak ileri sürüldüğünü
mülahaza etmemiz yerinde ve isabetlidir. Mesela şurada, esas itibariyle, Kemal Paşa'yı reis, sultan veya halife makamına layık telakki etmemektedirler; mesele budur.
Bir bakıma, "biz yarattık" diyen bir halleri var...
İçlerinde en çok evrak depolayabilmiş olan Kazım idi ve Kazım Paşa'nın yazdıklarında, Kemal Paşa'nın sultanlığı, halifeliği ve bütün bunlar olmazsa da niyabeti istediği ve konuştuğu yönünde işaretlere rastlıyoruz. Rastlıyoruz amma, bu işaret ve rivayetler sadece Kazım Paşa Hazretleri'nde olsa önemsemezdim
ve masala ithal etmeyi pek tereddüt ile karşılardım. Başka yerlerde de var. Masal yazıcı olarak bana gelince, Albay Rıza ile Kemal Paşaların yazgılarının pek çok paralellikler
göstermesine hayli şaşırdığımı saklayamam. Birbirine karışmıştır, demek, daha doğru olmalıdır. Bir, Kemal Paşa, sultan olmayı bekliyordu, cumhur reisliğine razı oldu. İki, Rıza, Kemal Paşa misali, Cumhur Reisi olmayı pek çok istiyordu; şah yaptılar. Yazgılarıyla, birbirlerini etkilediler.
Yalçın Küçük, Gizli Tarih, sf99